13 Mayıs 2016 Cuma

GEORGE ORWELL – 1984

sule uzundere blog kitap yorumu george orwell 1984

Sevgili Nail Art In Wonderland ile “Bloggerlar Okuyor” diye bir etkinlik başlatmıştık. Her ay bir kitap seçip bize katılmak isteyen bloggerlarla beraber o kitabı okuyup blogumuzda yorumlayacağız. Böylelikle hem aynı kitabı okuyup tartışabileceğiz hem de seçilen kitapla ilgili farklı bloggerların yorumlarını okuyabileceğiz. Bu etkinliğin ilk kitabı 1984’tü.Yazımın altında etkinliğe katılan arkadaşların kitapla ilgili yorumlarına ulaşabilirsiniz.

Aslında 1984 nisan ayında okunup yorumlanacaktı ama ben maalesef kitabı zamanında okuyamadım. Mayıs ayında da ya Sineklerin Tanrısı’nı ya da Hobbit’i okuyacağız. Eğer siz de oy vermek isterseniz pazar gününe kadar buradan fikrinizi yazabilirsiniz. Ben Sineklerin Tanrısı’nı seçtim, siz de onu seçerseniz sevinirim. Bknz: Kamuoyunu yönlendirme J

 George Orwell’dan daha önce Hayvan Çiftliği’ni okumuş ve çok beğenmiştim. 1984’ü de  merak ediyordum. Ölmeden önce okunması gereken 1001 kitaptan biri 1984. Bu yüzden merakım daha da arttı.


1984 distopya türünde yazılmış bir kitap. “Bireyselliğin yok edildiği, zihnin kontrol altına alındığı, insanların makineleşmiş kitlelere dönüştürüldüğü totaliter bir dünya düzeni”ni anlatıyor ve bunu o kadar başarılı yansıtıyor ki kitabı okurken hep içim sıkılarak okudum. Her sayfada şimdi iyi bir şey olacak, olmalı duygusuyla, beklentisiyle okudum ama umduğum gibi ilerlemedi kitap. Yanlış anlaşılma olmasın kitap çok iyi yazılmıştı ve çok etkileyiciydi. Sadece kitapta anlatılan dünya düzeni bana ağır geldi. Uzun zamandır kafa dağıtan eğlenceli kitaplar okuyordum. 1984 o kitaplardan sonra beni sarstı diyebilirim. Distopya türünde ilk kez bir kitap okuyorum (Kurucunun Kızı’nı da okudum ama birçok kaynakta onun tam bir distopya sayılamayacağını okuduğum için onu saymıyorum. Zaten 1984’ten sonra Kurucunun Kızı masal kitabı gibi kaldı). Bu türü sevdiğimi söyleyemeyeceğim. Kafka “Eğer bir kitap sizi sarsmıyorsa okumanız neye yarar?” demiş ama ben okuduğum kitaplardan ciddi olarak etkilendiğim için uzun bir süre bu tarz bir kitap okumak istemiyorum. Bu arada internette gördüğüm bir yorumu sizinle paylaşmak istiyorum. Eğer 1984’ü çok sevdiyseniz Cesur Yeni Dünya kitabını okumalıymışsınız. O kitabı da severmişsiniz.

Eğer kitapların son cümlesi arasında bir yarışma düzenlense sanırım  1984'ün son cümlesi en etkileyici cümlelerden biri olurdu. Kitabı okumayanlar bu dediğime bir anlam veremeyebilirler ama okuyanlar ne demek istediğimi anlamışlardır.

Son söz olarak "Kahrolsun Büyük Birader" diyorum. 

NOT: Ne alaka diyeceksiniz ama kitabın ana karakterinin isminin Winston değil de başka bir isim olmasını isterdim. O ismi her okuduğumda aklıma sigara geldi ve bu dikkatimi dağıttı.

Kitapta altını çizdiğim o kadar çok cümle var ki yorumumu daha fazla uzatmayayım. Yazının altında etkinlikte kitabı beraber okuduğumuz arkadaşların yorumlarına ulaşabilirsiniz. Ben onların yazdıklarından etkilenmemek için okumamıştım, şimdi okuyabilirim. Neler yazdıklarını çok merak ediyorum J

sule uzundere blog kitap yorumu george orwell 1984

ALTINI ÇİZDİKLERİM:
1.Üç Parti sloganı, Winston’ın durduğu yerden az çok okunabiliyordu: SAVAŞ BARIŞTIR ÖZGÜRLÜK KÖLELİKTİR CAHİLLİK GÜÇTÜR.
2.Aslında hiçbir şey yasadışı değildi, çünkü artık yasa diye bir şey yoktu
3.Winston hemen hiçbir kadından, özellikle de genç ve güzel kadınlardan hoşlanmazdı. Parti’nin en koyu yandaşları, sloganları körü körüne ezberleyenler, gönüllü ispiyoncular, bağnaz olmayanları ele verenler hep kadınlardı, özellikle de genç kadınlar.
4.Böyle işler hep geceleri yapılırdı; tutuklamalar her zaman geceleyin gerçekleşirdi. Ansızın irkilerek uyanmak, hoyrat bir elin omzunuzu sarsması, gözlerinize tutulan ışıklar, yatağı çevreleyen acımasız yüzler. Çoğu zaman ne yargılama olurdu ne de bir tutuklama raporu tutulurdu. İnsanlar ortadan kayboluverirdi, o kadar; ve bu hep geceleri olurdu. Adınız kayıtlardan silinir, yaptığınız her şeyin kaydı yok edilir, bir zamanlar var olduğunuz bile yadsınır, sonra da tümden unutulurdu. Kökünüz kazınır, külünüz göğe savrulurdu: Alışılmış deyimle, buharlaşırdınız.
5.Düşüncesuçu, ölümü gerektirmez: Düşüncesuçunun KENDİSİ ölümdür.
6.“Geçmişi denetim altında tutan, geleceği de denetim altında tutar; şimdiyi denetim altında tutan, geçmişi de denetim altında tutar.”
7.Herkes Parti’nin dayattığı yalanı kabulleniyorsa –eğer bütün kayıtlar aynı masalı söylüyorsa–, o zaman yalan tarihe geçecek ve gerçek olacaktı.
8.Geçmiş, günü gününe, neredeyse dakikası dakikasına güncelleniyordu. Böylelikle, Parti’nin tüm öngörülerinin ne kadar doğru olduğu belgeleriyle kanıtlanmış oluyordu.
9.Çok kısa bir süre önce yalnızca birkaç yüz gırtlaktan yükselen çığlıkta yüreklere korku salan bir güç yatıyordu! Neden gerçekten önemli sorunlar söz konusu olduğunda böyle haykıramıyorlardı?
10.Bilinçleninceye kadar asla başkaldırmayacaklar, ama başkaldırmadıkça da bilinçlenemezler.
11.NASIL’ını anlıyorum: NEDEN’ini anlamıyorum.
12.İşin asıl korkunç yanı, farklı düşündüğünüz için sizi öldürecek olmaları değil, haklı olabilecekleriydi. İki kere ikinin dört ettiğini nereden biliyorduk ki? Yerçekimi diye bir şey olduğunu nereden biliyorduk ki? Geçmişin değiştirilemez olduğunu nereden biliyorduk ki? Madem geçmiş de, dış dünya da yalnızca zihinlerdeydi, madem zihin de denetlenebiliyordu, söylenecek ne kalıyordu ki geriye?
13.Özgürlük, iki kere iki dört eder diyebilmektir. Buna izin verilirse, arkası gelir.
14.“Bak. Ne kadar çok erkekle yattıysan, seni o kadar çok seviyorum. Anladın mı?” “Evet, çok iyi anladım.” “Saflıktan tiksiniyorum, iyilikten tiksiniyorum! Erdem diye bir şey olmasın istiyorum. Herkes dipten doruğa yozlaşsın istiyorum.” “İyi ya, demek tam istediğin gibiyim, sevgilim. Benden yozunu bulamazsın.”
15.Duygularınızı değiştirmeleri olanaksızdı; siz kendiniz bile değiştiremezdiniz duygularınızı, isteseniz bile. Yaptığınız, söylediğiniz ya da düşündüğünüz her şeyi en küçük ayrıntısına kadar açığa çıkarabilirlerdi; ama nasıl işlediğini sizin bile bilmediğiniz, yüreğinizin içi, sırrını korurdu.

sule uzundere blog kitap yorumu george orwell 1984

16.Savaşın asıl yaptığı, yok etmektir; ama ille de insanları yok etmesi gerekmez, insan emeğinin ürünlerini de yok eder.
17.En iyi kitaplar insana zaten bildiklerini söyleyen kitaplardır.
18.Yüksek kesimin amacı, bulunduğu yeri korumaktır. Orta kesimin amacı, Yüksek kesimle yer değiştirmektir. Aşağı kesimin amacı ise –bir amacı varsa kuşkusuz, çünkü Aşağı kesimin temel özelliği, ağır ve sıkıcı işlerin altında çoğu zaman gündelik yaşam dışında hiçbir şeyin bilincine varamayacak kadar ezilmesidir– tüm ayrımları ortadan kaldırmak ve tüm insanların eşit olacağı bir toplum yaratmaktır.
19.Bizleri yönetmekte olan dört Bakanlığın adları bile, gerçeklerin kasıtlı olarak tersyüz edilmesindeki saygısızlığın yansımasıdır. Barış Bakanlığı savaşın, Gerçek Bakanlığı yalanların, Sevgi Bakanlığı işkencenin, Varlık Bakanlığı yokluğun bakanlığıdır.
20.Akıllılık çoğunluğa bakılarak ölçülmez.
21.İnsan hiçbir zaman, hiçbir nedenle acısının artmasını isteyemezdi. Olsa olsa acısının dinmesini isteyebilirdi. Dünyada fiziksel acı kadar kötü bir şey olamazdı. Felç olmuş sol kolunu tutarak yerde kıvranırken, acı karşısında kahramanlık taslanamaz, asla kahramanlık taslanamaz, diye düşünüp duruyordu.
22.İnsan sevilmekten çok anlaşılmayı istiyordu belki de.
23.Parti, iktidarı, kendi çıkarları için değil, çoğunluğun iyiliği için istiyordu. Parti iktidarda olmak istiyordu, çünkü halk kitleleri özgürlüğü kaldıramayan ya da gerçekle yüzleşemeyen, dolayısıyla kendilerinden güçlü birileri tarafından yönetilmesi ve sistemli bir biçimde aldatılması gereken zayıf, korkak yaratıklardı. İnsanlar özgürlük ile mutluluk arasında seçim yapmak zorundaydı ve büyük çoğunluk mutluluğu seçiyordu. Parti, zayıfların ebedi koruyucusu, iyilik olsun diye kötülük eden, başkalarının mutluluğu uğruna kendi mutluluğundan vazgeçen, bu yola baş koymuş bir mezhepti.
24.Kimsenin iktidarı sonradan bırakmak amacıyla ele geçirmediğini biliyoruz.
25.Zekilik kadar aptallık da gerekliydi, ama aptalca davranmak da zekice davranmak kadar zordu.

Nail Art In Wonderland’ın 1984 yorumunu buradan okuyabilirsiniz.
Bi Poşet Kitap’ın 1984 yorumunu buradan okuyabilirsiniz.
Cahil Okur’un 1984 yorumunu buradan okuyabilirsiniz.
Okuyan Muggle’ın 1984 yorumunu buradan okuyabilirsiniz.
Kitabımın Bir Sayfası'nın 1984 yorumunu buradan okuyabilirsiniz. 
Bayan Safir Mavi'nin 1984 yorumunu buradan okuyabilirsiniz. 

(Eğer siz de 1984’ü okuyup yorumunu yazdıysanız yorum yazın lütfen. Sizin linkinizi de ekleyeyim). Şimdilik hoşça kalın, görüşmek üzere.



38 yorum:

  1. Sigara konusunda bende aynı şeyleri düşünüyorum abla :D

    Bu arada Cesur Yeni Dünya'yı da oku lakin biraz ara verdikten sonra oku, arka arkaya iyi gitmiyor açıkcası. Güzel biryorum olmuş yüreğine sağlık.

    Ayrıca da Kurucu'nun Kızı tam bir israf bence!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Cahil Okur, uzun bir süre distopya okumak istemiyorum. Kurucunun Kızı'nı distopya değil de aşk hikayesi okudum diye düşünüyorum. :-) Yorumun için teşekkürler.

      Sil
    2. Abla aşk romanı demeye de bin şahit lazım bence. Garip saçma sapan birşeydi. Kitaplar hakkında israf demeyi sevmem ama söylettiriyor kendine. Ve hala buu serinin bitip bitmediğini de bilmiyorum. Devrimi'n Kızı ardından da konuşmuştuk seninle. Ne diyorsun bitmiş midir?

      Sil
    3. Cahil Okur, Devrimin Kızı'nı okumadım ben ama seri bitiyormuş diye okudum. Hatta millet şaşırmış. Son zamanlarda kitapların üçleme şeklinde yazılmasına alıştığımız için iki kitap insanlara az gelmiş ama yazar devamını yazmayı düşünmezse seri bitmiş gibi görünüyor.

      Sil
    4. Umarım kararında ısrarcı olur :D

      Sil
    5. Cahil Okur, sen bu kitapları gerçekten sevmemişsin :-)

      Sil
  2. merhaba, hiç distopya okumadım demişsiniz ama hayvan çiftliği de distopik romandır. hatta utopyanın distopyaya çevrilmesini anlatır derler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gürültü, öyle mi? Hayvan Çiftliği'nin distopya olduğunu bilmiyordum. O zaman distopya okumuşum evet :-)

      Sil
  3. 1984 gerçekten sarsıcı ve insanı dehşete düşüren bir kitap. İşte benim yorumum da burada: http://bayansafirmavi.blogspot.com/2016/05/kitap-yorumu-1984-george-orwell.html Mayıs ayında hangi kitabın seçileceğini çok merak ediyorum. Güzel bir etkinlik oldu ^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ebrar Şeyban, hemen bakıyorum yorumuna. Bence de güzel bir etkinlik oldu. Mayıs ayı için sineklerin Tanrısı'na oy versene. Ben o kitabın seçilmesini istiyorum da :-)

      Sil
  4. Ben de okumaya niyetlendim ama araya başka kitaplar girdi haziran kitaplarım arasına aldım. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. cangz, yorumunu merakla bekliyor olacağım :-)

      Sil
  5. Ahahha cidden sigara markası değil mi o :D Şimdi fark ettim ve benim de aklımda yer etti artık :D Kitabın son cümlesi bence de en vurucu son cümlelerden biri, çok etkileyiciydi ya..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gözde Türker, kitabı okuyanların o son cümleyi unutabileceğini sanmıyorum. Akıldan çıkacak gibi değildi.

      Sil
  6. Sizle beraber okumak çok istiyordum ama çok dolu bir zamanıma denk geldi ya çok üzgünüm :( Bu gidişle 1984!ü hiç okuyamayacağım galiba.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. esseve rin, okursun ya. Kafanın rahat olduğu bir dönemde oku bence çünkü insanı cidden etkiliyor. Sineklerin Tanrısı'nda bizimle misin? :-)

      Sil
  7. Bir süre önce bende bir heves başlamıştım ama sonu hüsran oldu, devam edemedim ne yazık ki :( Daha sonra, okuduğum dönemle mi alakalı yoksa bana mı ağır geldi diye düşünmüştüm ama sanırım bana ağır gelmiş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çakma Rapunzel, aslında kitabın bazı bölümleri hariç ağır bir dili yok. Okuyan herkes kolayca anlayabilir. Sadece konu ağır, kafanın rahat olduğu bir dönemde okuyabilirsin ya da başka bir kitapla eş zamanlı okuyabilirsin. Ben kitabı dün bitirdim bugün hemen başka bir kitaba başladım, sırf kitabın etkisi azalsın diye.

      Sil
  8. Ben de Hayvan Çiftliğini okumaya başladım, sonrasında 1984'ü alacağım elime. O kadar çok yorumunu okudum ki artık okuyacağım anı iple çekiyorum. Hayvan Çiftliği ön sözünde çevirmen Orwell'ın, Huxley'den ders aldığını söylüyor, bu anlamda belki Cesur Yeni Dünya'yı 1984 kitabından öne almak daha iyi olabilir diye düşündüm, eğer o kadar benziyorlarsa. Güzel bir inceleme olmuş, keyifle okudum.
    Diğer okumalarınız için de keyifli okumalar. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Serhat Ocak, yorumunuz için çok teşekkür ederim. Ben 1984'ün, Cesur Yeni Dünya'dan önce yazıldığını düşünüyordum, yanılmışım. Hangisini önce okursunuz bilmiyorum ama iki kitap arasında biraz zaman olsun ve arada başka kitaplar okuyun bence. Yoksa insnanın ruh hali çok olumsuz etkileniyor.

      Sil
  9. Sonunda biz de hep iyi bir şey olacak diye bekledim ama malesef olmadı-,-
    Aynı şeyleri düşünmüşüz okurken :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kafka Tamura, son zamanlarda hep romantik kitaplar okuduğum için kitapta mutlu son olacak diye bekledim. Hiç beklediğim gibi olmadı :-)

      Sil
  10. Bu kitabı ben de çok okumak istiyorum :)) Hayvan Çiftliği'ni de beğenmiştim sonu çok vurucuydu. Distopik kitapları seviyorum çünkü gerçeğe daha yakınlar. Ütopyaları sevmemek ne mümkün zaten :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kağıt Salıncak, hayvan Çiftliği'nin sonunu beğendiysen 1984'ün sonundan da etkilenirsin benze. Okuduğun zaman yorumunu okumak isterim.

      Sil
  11. Bir türlü fırsatım olmadı bu kitabı okumaya ama çok merak ediyorum. Kitapyurdu'na bir bakayım. Blogunu takibe aldım, bana da beklerim canım ❤

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Emine Bektaşi, umarım okuduğun zaman seversin. O zaman bloguma hoşgeldin :-)

      Sil
  12. 1984 ü önceden okumuştum yoksa katılırdım. Ben de çok beğenmiştim. Oyumu da Sineklerin Tanrısı na verdim. Hatta okumaya bile başladım ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Neşeli Kitap Vagonu, iyi yapmışsın. Ben de bu hafta başlayacağım. Seninle beraber okumak daha güzel olacak :-)

      Sil
  13. O kadar merak edip hala okumadığım bir yazar;) Hayvan çiftliği ve bu romanı çok meral ediyorum doğrusu.Bir ara okumalı,sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kitap Cumhuriyetim, mutlaka okumalısın. Seveceğini düşünüyorum. Benden de sevgiler

      Sil
  14. Ahhhh 1984.... çok çok beğenmiştim..
    sineklerin tanrısını okudum, o da çok etkileyici bir kitap, Hobbit'i okumadığımdan oyumu Sineklerin Tanırısından yana kullanıyorum ben de:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kitap sevinci, bugün Sineklerin Tanrısı'na başlıyorum. Umarım ben de severim.

      Sil
  15. şimdi teker teker diğer arkadaşların yorumlarını okuyacağım ve tez vakitte kitap hakkında ki düşüncemi de yazacağım.
    yalnız altını çizdiğin sözler insanın tüylerini diken dilen yapıyor. şimdi hangi birini yazsam samimiyim emin olamadım, fakat bloggerdan uzak kalsam da kitabı bitirmiştim ve çok etkilemişti. bunun için hem sana hem de nail art in wonderland'e teşekkürler Şule. uzaktan katılsam da olsa inan ki, çok keyif aldığım bir etkinlik oldu benim için.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. River, benim için de çok güzel bir etkinlik oldu. Şimdilik devamını getiremedik ama blogger arkadaşlarla aynı kitabı okuyup yorumlamak çok hoşuma gitti. Yaz bitince başka kitaplarla devam etmeliyiz bence.

      Sil
  16. 1984 benim en sevdiğim kitaplardan biridir, kitabın altını çizmek çok zor her sayfası ayrı bir güzel ve önemli. *-*

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Esma Tezgi, katılıyorum. Benim de en fazla alıntı yaptığım kitaplardan biriydi.

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...