3 Ocak 2017 Salı

BİR KÜÇÜK OSMANCIK VARDI ÖZETİ VE YORUMU

hasan nail canat bir küçük osmancık vardı özeti


Bu sene çalıştığım ilçede bir okuma şenliği düzenleniyor. 5-8. sınıf öğrencilerine okumaları için 100 temel eserden üçer kitap seçtik. Öğrenciler ikinci döneme kadar bu kitapları okuyacaklar ve yarışmaya katılacaklar. Önce okul birincileri belirlenecek, sonra okul birincileri arasından ilçede dereceye girenler seçilecek. Bir dönemde üç kitap okutmakla öğrencileri kitap kurdu yapamayacağımızın bilincindeyiz ama bir yerden başlamak istedik. Biz üç kitap deriz, onlar kitap okumayı severler, devamını getirirler diye umduk. Ne kadar öğrenci kazanırsak kârdır diye düşünüyoruz.

Tabii öğrencileri çalıştırmak için seçilen kitapları bizim de okumamız gerekiyor. Bu sayede bu dönem dokuz çocuk kitabı okumuş olacağım. Okuduğum kitapları hem unutmamak için hem de belki bir öğrenciye katkım olur diye bloguma yazacağım.

Bir Küçük Osmancık Vardı kitabıyla yazmaya başlıyorum. Bu kitap 5.sınıf öğrencileri için seçildi. Öğrenciler kitabı severek okudular. Ben de sevdim kitabı. Biraz Türk filmi havasında olsa da sürükleyici ve merak uyandırıcı olduğu bir gerçek. 2 yaşındayken fidye için kaçırılan Osman’ın öyküsünü 5. sınıf öğrencilerim çok sevdi. Siz de o yaştaki çocuğunuza gönül rahatlığıyla okutabilirsiniz. Zaten dediğim gibi kitap milli eğitimin ilköğretim öğrencileri için seçtiği 100 temel eser arasında.
hasan nail canat bir küçük osmancık vardı özeti
Bu da kitabın eski basım kapağı

BİR KÜÇÜK OSMANCIK VARDI ÖZET
Abdullah Bey inşaat çivisi imal eden bir fabrikanın sahibidir. Karısı Fatma ve iki yaşındaki oğlu Osman’la İstanbul’da köşkünde mutlu bir hayat sürmektedir. Ağustosun en sıcak günlerinden birinde köşklerinin önünde beyaz bir Mercedes durur. İçinden postacı kılığında Zevzek iner. Fatma Hanım kapıyı açtığında içeri dalar ve onu bayıltır. Abdullah Bey’in çalışma odasındaki kasayı açar. Kasada para bulamayınca fidye almayı düşünerek Osman’ı kaçırır.

Osman’ı kaçıran çete üç kişidir. Zevzek, çetenin lideri Apo ve Apo’nun sevgilisi Romantik (Asıl adı Zeynep). Apo ve Zevzek çocukluk arkadaşlarıdır. Romantik de ünlü olmak için Manisa’dan gelmiş ama sonunda kendini bir suç çetesinin içinde bulmuştur. Köşkün bahçıvanı Ahmet Efendi de çetenin içindedir ve onlara yardım eder.

Osman için 500 bin fidye isterler. Polise haber verilirse çocuğu bir daha göremeyeceklerini söylerler. Ailenin dostu Komiser Mahmut olayı duyunca eve iki polis  gönderir. Çete üyeleri işin içine polisin girdiğini anlayınca Osman’ı dağ başında bir evde tek başına bırakarak kaçarlar. Tophaneli adındaki arkadaşlarına sığınırlar ama Tophaneli’nin karısı onları ihbar eder. Böylece çete üyeleri hapse düşer.

Abdullah Bey ve Fatma Hanım Osman’dan bir haber alamazlar.

Kamyon şoförü Ali ve muavini Garip mola verdikleri bir anda Garip, Osman’ın ağlama sesini duyar. Onu bırakıldığı evde bulur. Osman’ı Kayseri’nin bir köyüne götürürler. Burada çocuğu olmayan Bünyamin Ağa adında zengin bir bey vardır. Depremde ailesini kaybetmiş Garip’i büyüten Bünyamin Bey Osman’ı da bağrına basar. Karısı Şerife Hanım’la beraber Osman’ı çocukları olarak kabul ederler. Ona Hüseyin adını verirler.

Aradan yıllar geçer. Abdullah Bey ve Fatma Hanım’ın Şükran adında bir kızları olur. Bahçıvan Ahmet’in yerine Gül Dede isminde yeni bir bahçıvan alırlar. Ahmet’in karısı Ayşe ve oğlu Kemal Abdullah Bey’in evinde yaşamaya devam etmektedir. Ahmet hapisten çıkınca karısı ve çocuğunu yanına alır ama onlara iyi davranmaz. Karısını döver, kendisi çalışmayıp oğlu Kemal’i çalıştırır. Hatta Kemal trafik kazası geçirdi diye Abdullah Bey’den para koparmaya çalışır. Ahmet’in eziyetlerine katlanamayan Ayşe, oğlu Kemal’le birlikte Abdullah Bey’in evine geri döner. Ahmet’ten boşanır. Ahmet ise Apo, Zevzek ve Tophaneli ile banka soyarken yakalanıp tekrar cezaevine girer.

Bu arada Bünyamin Ağa hayatını kaybeder. Şerife Hanım Garip ve Hüseyin’i de alarak İstanbul’a göçer. Orada Bünyamin Ağa’nın kardeşi Selahattin Ağa, karısı Nesrin ve kızları Şebnem’e komşu olurlar. Hüseyin ve Şebnem aynı sınıfta okurlar. Hüseyin başarılı, bütün dersleri beş olan, öğretmenlerinin çok sevdiği bir çocuktur. Kitaplık kolu başkanı olur, Mehmet Akif Ersoy’un Çanakkale Destanı şiiriyle şiir okuma yarışmasında birinci olur. Şebnem ise derslerinde başarısızdır. Selahattin Ağa, Hüseyin’den Şebnem’e ders çalıştırmasını ister. Hüseyin kabul eder ama Şebnem Hüseyin’i hiç dinlemez. O yıl sınıfta kalır. Sınıfta kalınca aklı başına gelir. Hüseyin’i dinlemeye başlar. Onun sayesinde sınavlarını verir. Lisede de aynı sınıfta okurlar.

Bu arada Garip askerliğini bitirir ve Nevin adında bir kızla evlenir.

Bir gün Hüseyin okuldan eve erken gelir. Garip ve Şerife Hanım Hüseyin’in evde olduğunu bilmeden onun evlatlık olduğunu konuşurlar. Hüseyin bunu duyunca bayılır. Ayıldığında abisi Garip’ten bütün hikâyeyi öğrenir. Ailesinin onu terk ettiğini düşünür ve onlara büyük bir öfke duyar.


Hüseyin’in lisedeki müdüresi  Abdullah Bey’in yeğeni Zarife’dir. Bir hikâye yazma yarışmasında Hüseyin’in yarışmaya katılmasını ister. Hüseyin de kendi hayat hikâyesini yazar. Adını “Meçhulden Gelen Çocuk” koyar. Zarife, Hüseyin’in hikâyesini okuyunca onun Osman olduğunu anlar. Hemen Fatma Hanım’a koşar. Ondan Osman’ı kaybetme sürecini anlatmasını ister. Fatma Hanım da sesini kasete kaydederek o dönem yaşananları anlatır. Aralarında Osman’ın da bulunduğu öğrenciler Fatma Hanım’a misafir olur. Fatma Hanım sesini kaydettiği kaseti açar. Osman karşısındaki kadının annesi olduğunu ve aslında onu terk etmediğini, ailesinden kaçırıldığını anlar. Kitabın sonunda Osman ailesine kavuşur. 

15 yorum:

  1. Kemalettin Tuğcu izleri var sanki kitapta... Çocukluğumda okuduğum kitaplar aklıma geldi özeti okuyunca...
    Sevgiler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oytunla Hayat, hiç Kemalettin Tuğcu okumadım biliyor musun? Ama dizi uyarlamalarını izlemiştim. Bol acı içeriyordu. o açıdan evet benzerler :-)

      Sil
  2. Çocukken okuyup sevdiğimi hatırlıyorum bu kitabı. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Esma Tezgi, ben de 30 yaşında okuyup sevdim :-)

      Sil
  3. Çok güzel bir etkinlik. Bende çocukken tüm kitap etkinliklerini çok severdim. Dakika tutarak okuma yarışından tut da bu hafta Okuduğumuz kitabı yorumlayaşım etkinliğine kadsr. Cidden çocukları küçük yaşta kitap okumaya teşvik eden güzel etkinlikler bunlar. Siz de özen gösterip okuduğunuz için ayrıca tebrikler. Umarım yeni nesil de hep böyle okumA aşkıyla büyüyüp birer kitap kurdu olurlar :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sümeyye Kip, umarım. biz de onlar kitap okumayı sevsinler diye uğraşıyoruz.

      Sil
  4. Evet tam Türk filmi gibi ama gerçekten merak uyandırıcı:) bu arada uygulama çok güzel gerçekten, umarım bu sayede pek çok çocuk kitap okuma alışkanlığı kazanır, sevgiler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eren O. umarım. biz de onlar kitap okumayı sevsinler diye uğraşıyoruz. Benden de sevgiler :-)

      Sil
  5. Gerçekten sayılar önemli değil, dediğin gibi Şule; eğer kişi isterse bu sayı üçle sınırlı kalmaz, ileri de zevkine ve okuma alışkanlığına göre seçtiği kitaplar da çoğalır. Sizin yaptığınız bu etkinlik sahiden harika. Hem çocukları kitapla tanıştırırken hem de, eğlenmelerini sağlıyorsunuz. Doğrusu çocukken bizim de sınıfta bir kütüphane vardı, orada da kitap okuma etkinliğimiz olurdu. Yarı yıla kadar en fazla kitap okuyan üç kişiye hocamız ufak bir hediye alırdı ve okuduğumuz kitabı kütüphane sorumlusu olan arkadaşa kısaca anlatırdık teslim ederken. -çünkü sınıftan kimi kişiler hediye için kitap alıp teslim ederdi- Bu tarz tatlı rekabetin olduğu ortamlar gerçekten çocuklar için çok eğlenceli bir hal alabiliyor. :)
    Seçtiğiniz kitabı sevdim. Her ne denli şu yazdığımdan bihaber olsalar da, çocuklara keyifli okumalar dilerim şimdiden. ^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. River, onlar adına teşekkür edeyim sana :-) Çocukların hoşuna gittiğini söyleyebilirim. Umarım üç kitapla kalmayıp okumanın tadını çıkarırlar.

      Sil
  6. Vay be boyle öğretmenleri gordukce gerçekten mutlu oluyorum. Okumaktan bır haber olan bır dunya tanıdıgım öğretmen var. Keske tüm öğretmenlerimiz okusa da öğrencilere yaptıkları "oku" uyarısı bir işe yarasa

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Cahil Okur, sonuna kadar katılıyorum. Öğretmenin kendisi okumayınca öğrenciye oku demesinin de bir anlamı olmuyor. Önce biz okumalıyız.

      Sil
  7. Senin bu yazılarından çok faydalanacağım gibi görünüyor Şule abla çünkü ben de Almanya'daki yeğenlerime Türkçe'leri gelişsin diye böyle çocuk kitapları hediye götürmeyi istiyorum. Senin yorumlarına dayanarak daha iyi fikir sahibi olabilirim :')

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gözde Türker, o zaman tam yerine geldin Gözde'cim. Çocuk kitaplarını yazmaya devam edeceğim :-) bu şenlik sayesinde çok güzel kitaplar okudum, okuyorum. Okudukça da blogumda yorumlayacağım.

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...